mirc

Sesli Chat Sohbet

MircScriptler Mirc Sesli Chat Sohbet Muhabbet SeslİChat

Yazili Chat Sohbet


MircYukle Mircindir Mirc mRc TurkceMirc MircScript

mIRCScriptler

Sitede Ara

mIRC Haber Haberler

Bin Misket Hikayesi

Ocak 8th, 2009 Yazar admin

Yaşlandıkça cumartesi sabahlarından daha fazla
zevk alıyorum. Belki de bunun sebebi
ilk uyanan kişi olmanın getirdiği sessiz yalnızlık ya da
işte olmak zorunda olmamanın sağladığı sınırsız mutluluktur.
Her iki durumda da, cumartesi sabahının ilk bir kaç saati
en zevk aldığım anlardır.

Birkaç hafta önce,
bir elimde buharı tüten bir fincan kahve,
diğer elimde gazete ile mutfağa doğru gidiyordum.
Sıradan bir cumartesi sabahı ile başlayan gün,
hayatın zaman zaman bize verdiği
derslerden biri haline geldi.
Size anlatayım.

Cumartesi sabahları yayınlanan bir sohbet
programını dinlemek için radyonun sesini açtım.
Altın sesli yaşlı bir adamın konuştuğunu duydum.
Tom adında biriyle “Bin Misket” hakkında konuşuyordu.
Söylediklerini merakla dinlemeye başladım.

“Tom, işinle çok meşgul gibi görünüyorsun.
Eminim iyi maaş alıyorsundur.
Ama aileden ve evinden bu kadar uzak olmak çok ayıp.
Genç bir adamın iki yakasını bir araya getirmek için
haftada altmış veya yetmiş saat
çalışmak zorunda kalmasına inanmak gerçekten zor.

Kızının dans gösterisini kaçırmış olman
gerçekten çok yazık.”
Ve devam etti. “Sana bir şey anlatacağım.
Bu, bana önceliklerim konusunda daha iyi
bir bakış açısına sahip olmamda yardım etti.
Senin anlayacağın,
bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım.

Ortalama bir kişi yetmiş beş yaşına kadar yaşar.
Biliyorum, bazıları daha çok bazıları da daha az yaşar.
Ancak, ortalamada insanlar yetmiş beş yaşına kadar yaşar.
Yetmiş beş’i elli iki ile çarptım ve
ortalama ömre sahip bir insanın tüm yaşamında
sahip olacağı cumartesi sabahı sayısı olarak
-3900- rakamına ulaştım. Tom, şimdi beni iyi dinle.
En önemli kısmına geliyorum.

Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş
yaşında başladım.” Ve devam etti. “Bu yaşıma kadar
iki yüz seksenin üzerinde cumartesi yaşadım.
Sonra, düşünmeye başladım. Eğer,
yetmiş beş yaşına kadar yaşarsam,
yaşayacağım cumartesi sayısı sadece bin adet olacak.

Bir oyuncak dükkânına gittim ve
elindeki tüm misketleri aldım.
Bin adet misketi bir araya getirmek için
üç tane daha oyuncak dükkanı ziyaret ettim. Bunları
eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yanında duran
büyük, şeffaf bir kabın içine hepsini doldurdum.

O günden sonra, her cumartesi
bir tane misket aldım ve attım.
Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki
önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Hiçbir şey,
dünyadaki zamanınızın akıp gittiğini seyretmek kadar
önceliklerinizi düzene sokmanıza yardım edemez.”

Programı kapatmadan ve güzel karımı
sabah kahvaltısı için dışarıya çıkarmadan önce
son bir şey daha anlatacağım.

Bu sabah, kabın içindeki son misketi de aldım.
Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam,
bana biraz daha zaman verilmiş olacak.
Hepinizin kullanabileceği şey;
biraz daha fazla zamandır.”

“Seninle konuşmak çok güzeldi Tom. Umarım
sevdiklerinle biraz daha fazla zaman geçirirsin
ve umarım bir gün tekrar görüşürüz.
İyi sabahlar”

Kategori Hikaye | Yorum yok »


Dosyayi indirmek icin tiklayiniz...
​​​​​

Sevgimi

Ekim 21st, 2008 Yazar admin

Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.
Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.
Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.
MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL…
[ [ [ JaSeM aLınTıDır ßen YazMaDım ] ] ]

Kategori Hikaye | Yorum yok »


Dosyayi indirmek icin tiklayiniz...
​​​​​

KELEBEK ÖMRÜ

Ocak 8th, 2009 Yazar admin

Kelebek Ömrü
Bir yaz akşamı ılık bir meltem iyot,kokusu denizin üstünden ruzgarla havada uçuşan.
Kumral saçlarını savurup ruzgara,kumsalda tek başına oturan incecik narin yapılı,bir kız sanki biraz sert esse ruzgar uçacak ,bulut olacak gökyüzüne.Yavaşça kaldırıp başını bana baktı gözyaşı dolu gözleriyle, ne olur ağlama demek geldi içimden.. Yapamadım, zaten hiç bir zaman dinlemedimki içimin sesini,ben hep bu yüzden kaybettim ya.
Biraz ilerledim kumsalda gözümün önündeydi gözleri,arkama baktım kaybolmuştu boşlukta sanki
tutamayıp kendimi az önce bıraktığım yöne doğruldum..Bir sandalın arkasından hıçkırık sesiyle karışık ağlamalı bir uğultu geliyordu.Yanaştım yanına,Sessizce biraz ürkerek belkide
….Neyiniz var sizin.?
….Cevap vermedi.Hala ağlıyordu.sadece kaldırıp başını bana baktı.
….Ne olur ağlama artık yeter.!
….Hafifçe gülümsedi,sende kimsin?ben mi?şey..boş ver beni dedim.
…Hıçkırıkla karışık anlatmaya çalıştıı
….Bu gün benim doğum günüm ve kimse hatırlamadı beni,
….Ben unutulacak kadar daha büyümedimki,on dokuz yaşıma bastım bu gün.
….Bütün gün bekledim, belki biri gelir yanıma diye kimse gelmedi!!!
….Hala ağlıyordu, içimden sarılmak geldi,sanki anlamıştı başını omzuma yasladı.,,
….Sustuk dakikalarca,hiç konuşmadık,
….Benim gitmem lazım dedi,sessizce ….
….Tamam dedim ve yürüdük evine kadar kapısında,içeri girerken !!!!
….İçinden gelen sesidinlediğin için sağol dedi!!!!
….kapattı kapıyı.
….Sabahın ilk ışıklarıydı beklemeye başladım kapısının önünde,saatler geçti hiç ses seda yok.Karalıydım,gece yarısı hatta günlerde geçse beklicektim,akşama doğru bir kadın ince cılız korkak bir sesle,
… evladım ne bekliyorsun saatlerdir orda,
….okadar benziyorduki ona
….sizin kızınız var mı?.
….kadın duraksadı gözlerinde bir telaş,..
….içeri gel,,,,
….kapı açıldı,tekerlekli sandayede oturan kadın sanki o idi.
….ben şey akşam,,doğum günüymüş,,ağlıyordu,,ne söyliceğimi bilemeden,,resimlere daldı gözlerim..
….Heryerde onun resimleri vardı..
….Anlamsızca bana bakan, yaşlı kadına işte bu bir şey sormak için geldim..
….Kadın gülümsedi sence biraz geç kalmadınmı????
….Nasıl yani dedim,,
….Daha onaltı yaşındaydı sen onu bırakıp gittiğinde.
….Ve aynı geceydi,sahilde kendisini karanlık sulara bırakıp intihar etiğinde..
….Yıllar geçti,,ACI DOLU YILLAR ,
….Şimdi tekrar soruyorum sana biraz geçkalmadın mı?.
….İçinin sesini dinlemeye….!!!!!!!!!!!!!!!!!!
…..Onun ömrü KELEBEĞİN ÖMRÜ kadar kısa oldu….!!!!!!!!!!!!!!

Kategori Hikaye | Yorum yok »


Dosyayi indirmek icin tiklayiniz...
​​​​​

Sinav

Ocak 8th, 2009 Yazar admin

Orhan ogün çok yogundu, seçim kampanyaları devam ediyordu.Aceleyle çevirdigi telefonda karşısına çıkan şarkı gibi bir sesle karşılaşınca şaşırdı. Özür dileyip kapattı. Ama o hoş ses, aklından çıkmıyordu. Ertesi sabah erkenden o numarayı aradı. Evet karşısında yine o tatlı ses vardı. Kendisini tanıttı, konuşmaya başladılar.Konuştukça kızdan daha da etkileniyordu.
Günler geçti. Hergün onunla konuşuyordu, onun sesini duymadan güne başlayamıyordu. Kızgın oldugunda sakinleştiriyor, üzgünken neşelendiriyor, monoton günlerinde yeni heyecan aşılıyordu.
O soguk kış günleri bu sıcacık sesle ısınmış ve bahar gelmişti. Bu arada seçim kampanyaları da çetin bir şekilde devam ediyordu.
Bu arada aklından ve kalbinden çıkaramadıgı o kızla evlenmeliyim diye düşünmeye başladı. Bu, kampanyası için de olumlu olurdu. Danışmanı başının etini yiyordu; “Evlenirsen puanların yükselir” diye…Şu ana kadar konuyu pek ciddi düşünmemişti. Neden olmasın dedi ve hızla telefonu çevirdi. Hiç nefes almadan evlenmek istedigini söyledi, kampanyasını anlattı, hayallerinden bahsetti.Onun coşkusu genç kıza da geçmişti. Ama bir anda sessizleşti ve mırıltılı bir sesle “Henüz beni görmediniz ya begenmezseniz?” dedi. Orhan “Bu kadar güzel sesin ve kalbin sahibi çirkin olamaz herhalde” dedi. Bu arada eski neşesini ve coşkusunu kaybetmişti. “O zaman yarın buluşalım” dedi.
Buluşacakları yeri konuştular. Ertesi gün Orhan heyecanla buluşacakları yere geldi. Biraz sonra uzaktan yanında köpegi ile güzel bir kız geliyordu. Acaba o mu diye düşündü. Ama parkın o kısmındaki tek kişi olmasına ragmen ona bakmıyordu. Uzaklara çok uzaklara bakıyordu. Sanırım o degil, dedi. Kızın gözlerinde güneş gözlükleri vardı.Kızın gözlerinin ne renk oldugunu düşünmeden edemedi. KIz, Orhan ile telefondaki melegin buluşacagı havuzun yanına kadar geldi. O da ne? Elinde bir beyaz baston vardı.
Orhan şaşkınlıkla ona bakakaldı. Bu o telefonlarda konuştugu melegiydi. Ama o kördü. Ne yapmalıyım diye düşündü. Kaçıp gitmeli mi? Herşeye ragmen elini tutup konuşmalı ve onunla evlenmeli miydi? Orhan yutkundu ve birkaç adım atıp, kızın yanından geçip sessizce gitti. Parkın dışına çıktıgında son birkez dönüp arkasına baktı. Kız hala uzaklara bakıyor, köpegiyle konuşuyor ve Orhan’ı bekliyordu.
Orhan ,günlerce onu bekleyen kızın hayalini unuamadı. Sürekli dogruyu yaptıgına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bazen eli telefona gidiyor, “O gün işim çıktı, gelemedim” diyip, herşeye yeniden başlamayı düşünüyordu.
Günler geçti ve seçimler sonuçlandı. Orhan seçimleri kaybetti. Yine avukatlıga devam etmeye başladı. yeniyıl hazırlıklarının devam ettigi o öglen, sekreteri içeri girerek, davanın 25 dk sonra olacagını hatırlattı.
Hızla hazırlandı. Çantasını alıp adliyeye gitti. yerine geçti oturdu. Önemli bir tecavüz davası görülüyordu ve sanıgı Orhan savunacaktı, işi zordu. Biraz sonra karşı taraf ve hakimde yerlerini almıştı. Orhan, ilk tanıga sorusunu sordu. Moralinin bozulmaması için karşı tarafın avukatına bakmamıştı bile. ikinci tanık ile ilgili notlarına bakarken tanıdık bir ses duydu.Karşı tarafın avukatı konuşuyordu.
Başını kaldırdı daha bir dikkatle baktı. O sırada saçlarını topuz yapmış, menekşe gözlü, dudakları bir çizgi gibi kapalı avukatla gözgöze geldi.
İşte o anda gözlerinde birden başka bir görüntü canlandı. Bu, o parktaki kız olabilir miydi…? Yoksa halisülasyonlar mı görmeye başlamıştı. 2 saat sonra dava bittiginde hiçbirşey hatırlamıyordu. Yanından hızla geçen avukatın peşinden koşup bahçede yakaladı. Tam agzını açıp konuşacaktı ki, o menekşe göze, ta gözbebeklerinin içine kadar sımsıcak bir şeklide baktı. o çizgi halindeki dudaklar güller gibi açarak gülümsedi ve şarkı gibi melodik bir ses duyuldu.”Merhaba, ogün sana parkta şaka yapmak istemiştim… Herşeye ragmen beni isteseydin cesurca yanıma gelip bana telefondaki melegim demiş olsaydın. Ya da, 1-2 saniye daha bekleyebilseydin… Oraya sana evet demek için gelmiştim. Oysa sen, kendi kalbini sınavdan geçirdin be başarısız oldun. Bu arada, sürekli aradıgın ya da, parktaki günden sonra hiç aramadıgın telefon, ofisimdeki direk telefondu.” dedi ve telefondaki melek yürüyüp gitti…

Kategori Hikaye | Yorum yok »


Dosyayi indirmek icin tiklayiniz...
​​​​​

Bir Askin Bitisi

Ocak 8th, 2009 Yazar admin

Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi. Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi.
Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”
Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.

Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim.
Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum.

Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.

Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin.

Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla

Kategori Hikaye | Yorum yok »


Dosyayi indirmek icin tiklayiniz...
​​​​​

« Önceki yazılar